INCEPTION FİLM ELEŞTİRİSİ

Yazıcı Dostu Görünüm

Yönetmen: Christopher Nolan

Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page, Tom Hardy, Ken Watanabe, Dileep Rao

Senaryo: Christopher Nolan

Yapımcılar: Christopher Nolan, Emma Thomas

Prodüksiyon Tasarımı: Guy Dyas

Görüntü Yönetmeni: Wally Pfister

Kurgu: Lee Smith

Kostüm Tasarımı: Jeffrey Kurland

Set Dekorasyonu: Lisa Chugg, Paul Healy, Douglas A. Mowat

Özgün Müzik: Hans Zimmer

Yapımcı Şirketler: Warner Bros. Pictures

Gişede rekorlar kırmış bir filmi ele alacağım bu sefer. Filmin ismi “INCEPTION” yani “BAŞLANGIǔ. Filmin yönetmen koltuğundaki isim Christopher Nolan, 142 dakika boyunca seyirciye bazen mesajlar veriyor bazen ise sorular soruyor. İşte seyirci tüm bu elindekileri birleştiriyor ve ortaya üzerinde saatlerce konuşulabilecek bir film çıkıyor. Burada benim ilgimi çeken soru ise şu: Bu filme bu büyük başarıları kazandırmış kurgunun özelliği ne?

Gelin adım adım inceleyelim filmi. Örneğin oyunculardan başlayalım. Filmin yıldızı kuşkusuz Leonardo DiCaprio. Titanic’ ten sonra en iyi performansını bu filmde gösterdiğini düşünenler hiç de azımsanacak kadar az değil. Oynadığı Cobb karakteriyle alışık olmadığımız türden bir hırsızı canlandırıyor Dicaprio. Bu rolün altından ustaca kalkmış olduğunu söylemeye gerek yoktur zaten. Ellen Page da başarısıyla isminden söz ettirmiş bir başka oyuncu. Filmde Ariadne’yi canlandıran Page filmin gidişatını etkilemiş olan önemli bir karaktere can vermiş doğrusu. Oyunculuğunu ve filme kattığı rengi en fazla beğendiğim oyuncu ise “Aşkın 500 günü” isimli filmden tanıdığımız Joseph Gordon-Levit. Kariyerine daha 2002 yılında başlamış olmasına rağmen büyük projelerde yer almış Dileep Rao da filme büyük katkı sağlamış tabii.

inceptionŞimdi de biraz filmin konusundan söz açalım. Cobb insanların rüyalarına eşlik edip onların bilinçaltlarından gizli bilgilerini çalan bir hırsızdır. Ancak bu seferki işi için büyük bir ekibe ihtiyacı vardır. Çünkü bu sefer Cobb’un çocuklarına ulaşabilmek için bir fikri kurbanının zihnine yerleştirmesi gerekecektir. İşte böylelikle rüya katmanları arasındaki bol aksiyonlu yolculuk başlar. Filmi henüz izlememiş olanlar için filmin konusu hakkında fazla bilgi vermek istemiyor olsam da üzerinde durmam gereken birkaç nokta daha var. Örneğin filmin beslendiği ana olgu olan “rüya” dan konuşabiliriz. Her insanın rüya gördüğünü ve bu rüyaların günlük hayatımızda zaman zaman etkilerinin de olduğunu biliyoruz. Ama hiçbir zaman rüyalar hakkında net yargılara varamıyor oluşumuzun bu filmin başarıya ulaşmasına yardım ettiğini düşünüyorum. Çünkü “INCEPTION” seyirciye rüyaların gizemini kapatan perdeyi aralıyor. Kendi kurgusuyla aynı rüyaları paylaşan insanların ortak bir amaca bilinçli olarak hizmet ettiklerini gösteriyor. İşte kurgudaki başarı da buradan geliyor olabilir. Çünkü seyircinin bilmediği ama merak ettiği bir konuyu böyle canlı aksiyon sahneleri ile süsleyip ona sunmak başarının da anahtarını getiriyor. Unutmadan söyleyeyim. Meraklılarının iyi bildiği lucid rüya (yani rüya görürken rüya görmenin farkında olmak) bu filmle beraber daha çok kitleye isminden söz ettirmiş olabilir.

Konusu ve aksiyon sahneleri bakımından “Matrix” e benzetilen bu film en çok rüya katmanları arasındaki geçişlerle adından söz ettiriyor bence. Yer çekiminin olmadığı ortamlarda geçen aksiyon sahnelerindeki büyük başarı akıllara teknoloji ile beraber gelişen efektlerin gün geçtikçe nasıl önemli bir hale geldiklerini getiriyor. Ama birçok filmde olduğu gibi gene mantık hataları filmin yapımcılarını rahat bırakmıyor. Ben kendi fark ettiklerimden bahsetmek istiyorum. Ancak birçokları gibi çok beğenilen filmlerdeki hataları bulup, bu filmleri kötülemek niyetinde değilim. Gülü seven dikenine katlanır diyorum ve gözüme çarpanları söylüyorum. Örneğin uçakta ekiple işbirliği yapan hostes  neden ilacı kendisi koymadı? Aynı makineye birer USB gibi bağlanıp aynı rüyada lucid deneyim yaşayan insanlar nasıl oluyor da rüya içinde rüya görünce gene aynı makineyle daha alt katmanlara geçiyor? Bu makinenin rüyada sadece bir yansıma olması gerekmiyor muydu?

Genel olarak konuşmak gerekirse film hem konusu hem de iddialı görselliğiyle belli bir seviyenin üstüne çıkmış ve kendini kanıtlamış. Filmde seyircinin kafasını önce karıştıran sonra bir bir cevapları veren usta yönetmen Nolan, filmin sonundaki o çok tartışılan totemin dönmesiyle aslında yaşadığımızı sandığımız hayatın gerçek olmadığını söylemek istiyor olabilir mi? Belki… 

Filmin meraklılarına:  http://www.mind-crime.com/

 

Özer AKMAN

PaylaşBeğen
Facebook Twitthis
Yorum Yap
Özer AKMAN
Yazıları:
32
Tüm hakları saklıdır.
Copyright © 2011, monetafilm
Sercan DEMİRCAN